Kadim zamanlardan bu yana masallar insanlığın deneyimini, bilgisini nesilden nesle aktarmak için bir aracı olarak var olurken öte yandan anlatı geleneği toplumsal ilişkilerin de önemli bir parçası olmuştur. Masal ve hikaye paylaşımı aracılığıyla insanlar hem sosyal hem de hayatta kalmak için gerekli bilgi edinme ihtiyaçlarını karşılayabilmişlerdir. İnsanlığın ilk zamanlarından itibaren duygu, düşünceleri aktarmak, değerleri bir sonraki nesle taşımak ve bir arada eğlenceli zaman geçirmek için anlatılan masallar aynı zamanda bireysel yaşanılan içsel çatışmalara ve toplumsal çalkantılara da çözüm kaynağı olarak fayda sağlamıştır. Buna ilave olarak masallar; duyularıyla çevresinde olup biteni algılayan ve içselleştirip dışa yansıtma ihtiyacında olan insana kendisiyle bağ kurma, özüyle temas etme imkanını da sağlar.
Peki masalların erken çocukluk döneminde çocuklar için değeri nedir? Bazen bizi anlatmaktan alıkoyan, korkutucu ve kimi zaman cinsiyetçi bulduğumuz masalların bize ve çocuklarımıza söylemek istediği nelerdir? “Dünya iyi ve güvenilir bir yerdir” düşüncesi çocuğun sosyal ve duygusal gelişimine nasıl hizmet eder? Çocuklara masal anlatırken nelere dikkat edilmelidir? Tüm bu soruların cevabını bulmak için yola koyulacağız.
Comments are closed